2 Kasım 2012 Cuma
22 Mayıs 2012 Salı
ÇOCUK İZLERİ - KARŞILAŞMALAR 3
La Fontaine masalları
KARŞILAŞMALAR 3: OYUN-CAK
Çocuk - Sanatçı Karşılaşmaları atölyeleri sergisi
01.06.2012 – 15.06.2012
Perşembe – Cumartesi
Saat 13.00 – 17.00 arasında
Perşembe – Cumartesi
Saat 13.00 – 17.00 arasında
Oyun, modern toplumlarda hala serbest zaman kavramı ile ilişkilendirilir ve hala bir özgürlük alanı olarak varsayılır. Toplumsal üretim, faydacılık, bireysel saçmalık veya meczupluktan ayrı bir yeri vardır. Sanatçı yaratma sürecinde oyun oynar. Çocuk ise oyun aracılığıyla yaşadığı dünya ile ilişkisini sorgular, yeniden kurgular.
Oyun ve sanat birbiriyle iç içe geçtiğinde neler olur? Çukurcuma mahallesindeki komşu çocuklar ile gönüllü sanatçılar bu sene üçüncü kez HAYAKA ARTI’da bir araya geldiler. “Karşılaşmalar 3: OYUN-CAK” sergisinde sene boyunca yapılan bu karşılaşmalar sonucunda ortaya çıkan oyun-işleri izleyebilirsiniz.
Katılan Sanatçılar
Dilara Akay, Figen Aydıntaşbaş, Irmak Canevi, Julia Feyrer, Tina Fischer, Christina Maria Kulot, Şiir Özbilge, Tuna Poyrazoğlu, Leyla Sakpınar, Gonca Sezer, Periferi (Rafet Arslan, cins, Nur Çelik, Eda Gecikmez, Hande Kutlu) + Merve Şendil, Semiramis Sokul, ve Sigrun Drapatz yönetiminde Berlin “Raisins in Tophane”
HAYAKA ARTI
Çukurcuma Caddesi No:19A Tophane
resimlerle yap-boz
15 Mayıs 2012 Salı
3 Mart 2012 Cumartesi
Tuna Pyr ile birlikte küçük renkli kağıtlar ve suluboya kullanarak 2 saat zaman geçirdik... sakin, sessiz desenler döküldü kağıtların üzerine... Sanatçıların çocuklarla birlikte yapmak üzere seçtikleri işler aracılığıyla çalışma ortamının nasıl farklılaştığını gözlemlemek ilginç... Her çalışma sessiz bir anlaşma sanki çocuklarla sanatçılar arasında... Tuna'nın zarif sakinliğine büründü tüm ortam 2 saatliğine....
Oğuz Atay'ın tek tiyatro oyunu Oyunlarla Yaşayanlar'da, Emekli tarih ögretmeni Coşkun Ermiş Napoleon piyesleri yazmaya çalışırken, komşusu oyuncu Saffet ondan Vodvil türünde oyunlar yazmasını istiyor. Tiyatro patronu Servet ise Antik Yunan dönemi oyunları sipariş ediyor. Oysa Coşkun Bey'in evinde bir başka oyun sahnelenmektedir. Bunamış kayınvalidesi Saadet Nine kendisini ziyarete gelecek Cemil Paşa'yı kurduğu hayaller içinde beklemektedir. Oğlu Ümit, okuldan, dersten sıkılmış bir halde sürekli sulu oyunlar ve taklitler yapmaktadır. Karısı Cemile ise oyunun başında çalışan, evin yükünü dikiş dikerek sırtlamış tek gerçekçi kişi iken o da gerçegin dışına çıkmaya hayalden oyunlar kurmaya başlamıştır.
Çok çeşitli kültürlü, yaşamını sürdürmekle sanat üretmek, düşündüğünü söylemeye çalışmakla ortamın isteklerini karşılamak arasında boğulup kalmış bir emekli tarih öğretmeni ve ailesi çevresinde oyunlarla yaşayan insanlar... Bir yanda hamasi bir tarih, bir yanda güncel gerçekler, bir yanda sanat, bir yanda da geçim sıkıntısıyla süren hayat.
Oyunlarla Yaşayanlar'da emekli tarih öğretmeni Coşkun Ermiş'in dramı. "Oyun nerede başlıyor, yaşam nerede bitiyor?" diye soruyor Coşkun.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Oyunlarla_Ya%C5%9Fayanlar
Yetişkin dünyalarımızda her ne kadar bu dramın içinde olsak da.... çocuklarların dünyasında oyunun başlayıp bittiği yerin belli olmadığı, kendilerini, algıladıkları dünyayı tekrar tekrar yeniden kurguladıkları bir alanın içinde buldukları mekanlarla mümkün yaratıcılığı geliştirmek...kim olduklarını, nerede yaşadıklarını, nasıl bir dünyaya doğduklarını oyunlarla düşünmek...
Sanatçı "ben niye buradayım?" sorusunu kendi araçları ile sorgularken, çocuklar o araçları kullanarak belki de yanıt vermekteler... karşılaşmaktalar....
Çok çeşitli kültürlü, yaşamını sürdürmekle sanat üretmek, düşündüğünü söylemeye çalışmakla ortamın isteklerini karşılamak arasında boğulup kalmış bir emekli tarih öğretmeni ve ailesi çevresinde oyunlarla yaşayan insanlar... Bir yanda hamasi bir tarih, bir yanda güncel gerçekler, bir yanda sanat, bir yanda da geçim sıkıntısıyla süren hayat.
Oyunlarla Yaşayanlar'da emekli tarih öğretmeni Coşkun Ermiş'in dramı. "Oyun nerede başlıyor, yaşam nerede bitiyor?" diye soruyor Coşkun.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Oyunlarla_Ya%C5%9Fayanlar
Yetişkin dünyalarımızda her ne kadar bu dramın içinde olsak da.... çocuklarların dünyasında oyunun başlayıp bittiği yerin belli olmadığı, kendilerini, algıladıkları dünyayı tekrar tekrar yeniden kurguladıkları bir alanın içinde buldukları mekanlarla mümkün yaratıcılığı geliştirmek...kim olduklarını, nerede yaşadıklarını, nasıl bir dünyaya doğduklarını oyunlarla düşünmek...
Sanatçı "ben niye buradayım?" sorusunu kendi araçları ile sorgularken, çocuklar o araçları kullanarak belki de yanıt vermekteler... karşılaşmaktalar....
17 Ekim 2011 Pazartesi
PUZZLE ya da YAP-BOZ
28 Eylül 2011 Çarşamba
OYUN-CAK.....
Oyun, modern toplumlarda hala serbest zaman kavramı ile ilişkilendirilir ve hala bir özgürlük alanı olduğu varsayılır. Toplumsal üretim, faydacılık, bireysel saçmalık veya meczupluktan ayrı bir yeri vardır.
Ancak toplumsal deneyimler bu ayrı alana biraz daha dikkat etmemizi gerektirmekte. Oyunu sosyal kontrol mekanizmalarından bağımsız, bireylerin ya da grupların amacına uygunluğu olmaksızın bir “özgürlük alanı” olarak kurgulamak mümkün mü?
Ya da:
Kültürü kurallar, hiyerarşiler, davranışlar, karar verici mekanizmalar, manipülasyonlar bütünü veya bilgi birikimi sistemi olarak analiz ettiğimizde, oyun bu sistemin değişimlerini tanımlayan sunan ve yöneten bir konuma da sahip mi? Nasıl oynadığımız politik, sosyal ve bireysel koşullarla belirlendiği gibi, oyun bu koşulları dönüştürücü ve değiştirici bir etkiye sahip mi aynı zamanda?
Oyun “hareket, dikkat, yaratıcılık, arayış, merak” içerir. Yeni karşılaşmalarla yeniden yapılanan toplumsal çevrenin şekillenmesi sürecinde, sanatçı ile çocuğun karşılaşması önemli. Hem sanatçı hem de çocuğun ihtiyaç duyduğu “özgür-alan”gereksinimi ile okul gibi verili kurumsal çerçevelerin dışında, sanatçının öğretme ve kontrol etme sorumluluğu olmaksızın, çocuk ile eşit bir platformda, alanı paylaşmaları, karşılaşmaları, tanışmaları, tartişmaları, ve süreç sonucunda ortaya çıkabileceklerin merakı ile sizleri Hayaka Artı sanat platformuna davet ediyoruz.
Oyun, modern toplumlarda hala serbest zaman kavramı ile ilişkilendirilir ve hala bir özgürlük alanı olduğu varsayılır. Toplumsal üretim, faydacılık, bireysel saçmalık veya meczupluktan ayrı bir yeri vardır.
Ancak toplumsal deneyimler bu ayrı alana biraz daha dikkat etmemizi gerektirmekte. Oyunu sosyal kontrol mekanizmalarından bağımsız, bireylerin ya da grupların amacına uygunluğu olmaksızın bir “özgürlük alanı” olarak kurgulamak mümkün mü?
Ya da:
Kültürü kurallar, hiyerarşiler, davranışlar, karar verici mekanizmalar, manipülasyonlar bütünü veya bilgi birikimi sistemi olarak analiz ettiğimizde, oyun bu sistemin değişimlerini tanımlayan sunan ve yöneten bir konuma da sahip mi? Nasıl oynadığımız politik, sosyal ve bireysel koşullarla belirlendiği gibi, oyun bu koşulları dönüştürücü ve değiştirici bir etkiye sahip mi aynı zamanda?
Oyun “hareket, dikkat, yaratıcılık, arayış, merak” içerir. Yeni karşılaşmalarla yeniden yapılanan toplumsal çevrenin şekillenmesi sürecinde, sanatçı ile çocuğun karşılaşması önemli. Hem sanatçı hem de çocuğun ihtiyaç duyduğu “özgür-alan”gereksinimi ile okul gibi verili kurumsal çerçevelerin dışında, sanatçının öğretme ve kontrol etme sorumluluğu olmaksızın, çocuk ile eşit bir platformda, alanı paylaşmaları, karşılaşmaları, tanışmaları, tartişmaları, ve süreç sonucunda ortaya çıkabileceklerin merakı ile sizleri Hayaka Artı sanat platformuna davet ediyoruz.
Etiketler:
çocuk,
çocuklarla sanat,
dilara akay,
hayaka artı,
oyuncak,
özgür alan,
sergi,
şiir özbilge
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



